• 22 Eylül, 2018

Kanseri Lütfen Beslemeyin!

kanseri-beslemeyin

Kanserden korunmada beslenme tarzı ve besin seçimlerimiz de önemli belirleyicilerdir. Hem yiyeceklerle kazanılan kanserojen kimyasallar, hem de kanserden koruyabilen doğal mucizeler nedeniyle bu ilişki ciddiye alınmalıdır. Beslenme-kanser ilişkisi söz konusu olduğunda bence önceliği yağlara vermek gerekiyor.

Besinlerin hazırlanması esnasında oluşan trans yağların kanserojen olabileceklerini gösteren pek çok çalışma var. Trans yağ kazanımı arttıkça, örneğin kalınbağırsak, prostat, meme kanserlerine yakalanma olasılığı artabiliyor.
Trans yağlar en çok sıcak preslenmiş ya da kızartılmış, bitkisel sıvı yağların kullanıldığı besinlerde oluşuyor. Mesela mısır, pamuk veya ayçiçeği yağı bu tür bitkisel yağlar.
Kötü ve eski tekniklerle üretilmiş margarinlerde de trans yağ miktarı fazla ama yeni teknolojilerle üretilen (hidrojenerasyon yerine esterifikasyon yönteminin kullanıldığı) margarinlerde trans yağ oranı çok düşük.
Doymuş yağlarla kanser arasında da bir ilişki olabileceği ileri sürülüyor. Bu nedenle son yıllarda çok moda olan “bol bol hayvansal yağ tüketin, pirzolanın, etin bol yağlısını yiyin, kuyruk yağını, iç yağını sofranızdan eksik etmeyin” gibi cazip (!) önerilerden uzak durmanızda fayda var.
Bitkisel yağlardan palmiye yağının da (palm oil) doymuş yağlardan zengin olduğunu bir kenara not edin.
Zeytinyağına gelince… Zeytinyağının kanserojen olması bir yana kanseri önleyebileceğine yönelik çok sayıda güvenilir bulgu var.
Zeytinyağı ağırlıklı beslenen ülkelerde (Yunanistan, İspanya) meme, kalınbağırsak, yumurtalık ve prostat kanserinin azalabileceğini gösteren araştırmalar yayınlandı. Bu nedenle prensip olarak zeytinyağı ağırlıklı beslenelim, doymuş yağ hakkımızı da güvenilir tereyağlarından yana kullanalım.
Önemli bir nokta da şu:
Kolesterol yüksekliğinin kanserojen olmadığı kesin ama kolesterolü gereğinden fazla düşürmenin kansere yakalanmayı kolaylaştırabileceğini gösteren bulgular var. Kolesterol ilaçlarını kullanırken bu noktayı da göz ardı etmemek gerekiyor.

Kansersavarlardan faydalanın

Zerdeçalda bulunan kurkumin maddesi kanserden koruyan bir etkiye sahip. Brokoli, lahana, karnabahar ve benzeri besinlerde bol miktarda yer alan sulforafan da çok güçlü bir antioksidan molekül. Kanserojenlerin etkilerini önemli ölçüde sınırlayabiliyor. Yine lahanada bulunan indol-3-karbinol da böyle bir madde.
Zencefildeki Gingerol, soyada bulunan genisteinin, biberiyedeki karnosolun da güçlü birer kanser savaşçısı oldukları biliniyor.
Bu örnekleri daha da çoğaltmamız mümkün. Birazdan değineceğim yeşil çaymucizesinin mimarı epigallokateşin-3-gallat(EGCG), üzümdeki resveratrol, sarmısaktaki dialil disülfürler de bu tür mucize moleküller.
Kısacası kanserden korunmak için birer kansersavar gibi çalışan yüzlerce doğal yiyecek ve içecek çevremizde bizi bekliyor. Yeter ki bunlardan faydalanmayı bilelim.
Bugün Kelebek’te, pazartesi günü de Hürriyet’te kanser-beslenme konusunda merak edilenleri anlatmaya çalışacağım.

Kanser şekerle beslenir

Fazla miktarda şeker tüketiminin kansere yol açıp açmadığı kesin değil ama kanser hücrelerinin şekeri çok sevdiği biliniyor.
Kanser hastalarına ısrarla şekerden uzak kalmalarının tavsiye edilmesinin nedeni bu.
Bazı yiyecekler kanserden korunmada vücuda güçlü bir destek sağlıyor.
Sarmısak, soğan, zencefil, zerdeçal, kimyon, yeşil çay, nar, lahana grubu yiyecekler kansersavar besinlerin ilk sıralarında yer alıyor. Folik asit ve D vitamininden zengin beslenenlerde ya da bunları destek olarak vücuduna kazandıranlarda da kanserin daha seyrek görüldüğü belirtiliyor.
Kırmızı biber nemsiz kurutulmalı

Kırmızıbiberdeki Kapsaisin maddesi, kanser hücrelerini daha oluştuğu anda öldürmeye yönelik bazı özellikler taşıyor.
Kapsaisin kanser hücrelerinin enerji üretim santrallerine (mitokondri organcığı) saldırarak onları yok ediyor.
Kırmızıbiberdeki bu maddenin özellikle etkili olduğu kanserler pankreas ve akciğer kanseri.
Dikkat edilmesi gereken nokta, nemli ortamda kurutulan kırmızıbiberde üreyen küflerin Aflatoksin adı verilen toksinleri üretebilmeleri ve bu toksinlerin karaciğer kanserine yol açabilmeleri.
İşin uzmanları kırmızıbiberin mutlaka nemsiz ortamlarda kurutulmasını ve daha sonra da en uygun koşullarda saklanmasını şart koşuyorlar.

Kızartmaları azaltın

Yiyecekleri saklama ve pişirme biçiminiz de önemli.
Eskimiş plastik damacanaların, alüminyum folyo ve streç filmlerin, metal zımbalı poşet çayların hatta plastik bardakların bile tehlikeli olabileceğini düşünenler var.
Özellikle yağda yapılan kızartmaların ve yakılarak pişirilen her türlü yiyeceğin kanserojen yükünün arttığı kabul ediliyor.
Daha az kızartma ve kebap tüketmekte, mangal keyiflerine sınırlama getirmekte fayda var!
Tatlandırıcılar konusunda kafalar oldukça karışık.
Prensip olarak tümünden uzak durmakta fayda var. Geçenlerde gördüğüm bir tanıtımda kanserle savaş vakıflarından birinin bir tatlandırıcıyı tavsiye ettiği ibaresi beni hayli şaşırtmıştı…

Kaynak:

Benzer Yazılar

Yorum Yapın