• 22 Ekim, 2018

Sıcak mı Soğuk mu Şişmanlatır?

sicak-mi-soguk-muSoğuk mu, sıcak mı daha iyidir? Eskiler “sıcağın ve paranın fazlasından zarar gelmez” derler ama eğer kilo sorunu söz konusu ise bence ikisi de sorun yaratabilen şeyler. Özellikle de paranın da, sıcağın da fazlası kilo almayı kolaylaştırabiliyor. ‘Sıcak’ bu konuda önemli bir faktör gibi gösteriliyor. Nedenine gelince…

Fazla kilolar, karın çevresi ve gıdıya biriken yağlar, her geçen yıl biraz daha kalınlaşan bacaklar ve artık saklanamaz hale gelen selülitler hemen herkesin ama en çok da orta yaş ve sonrasını yaşayan kadınların canını sıkıyor.

Araştırmacıları da yeni bir ilaç, farklı bir mekanizma, değişik bir çözüm için laboratuvarlarda sabahlatan, yine aynı dertlere çare bulma çabası oluyor.

Peki, bir umut ışığı, bir güzel işaret var mı?

Yakın bir geçmişte yapılan çalışmalarda bilim adamları, soğuk hava ve serin ortamlarda yaşamanın vücudumuzu daha fazla miktarda “iyi yağ” yani “kahverengi yağ” üretmeye teşvik ettiğini saptadılar. “Yağın iyisi olur mu?” diyeceğinizi biliyorum, durun acele etmeyin,

yazıyı okumaya devam edin. Vücut yağının fazlasının zararlarını okuyup dinleyen herkes aynı şeyi düşünür ama “kahverengi yağ” iyi yağdır ve metabolizmayı güçlendiren, canlandıran ve kalori yaktıran özelliklere sahip olduğu için de bir nevi “faydalı yağ”dır.

MİTOKONDRİLER DEVREDE

Kızıl kahve renkli bu iyi yağ kitlesi, hücrelerimizin içerisinde bulunan mitokondri adlı organcıktan yola çıkıyor ve onun gıdalardan gelen kalorileri sıcaklığa dönüştürerek enerji yaratma becerilerini de içeriyor.

Mitokondrilerle sizi daha evvel tanıştırdık. Onların hücrelerimizin enerji üretim merkezi olduğunu da sık sık hatırlattık. Onların ürettiği enerji sayesinde hareket edebiliyoruz.

Her bebek bol miktarda kahverengi iyi yağ hücresi ile doğuyor. Bu sayede sıcak anne rahminden dış ortama çıktığında sıcak-soğuk farkından kolayca etkilenmiyor. Ne var ki yıllar ve büyüyen yaşlar bize bu yararlı yağ hücrelerini yavaş yavaş kaybettiriyor. Kimimiz biraz daha şanslı, bir kısmını koruyabiliyor, diğerleri ise hemen tümünü yitirebiliyor.

Kahverengi yağ hücrelerinin azalmasının nedeni araştırmacıların da en büyük merak konularından biri. Bu nedenlerin belirlenebilmesi belki de yağlanma ile mücadelede bize rahat bir nefes bile aldırabilecek.

İYİ YAĞLAR NEREDE, NE MİKTARDA?

Uzmanlara göre en çok boyun, omuzlar ve göğüs bölgesinde, beyaz yağ hücrelerinin aralarında yer alan kahverengi yağlar kalori yüklü lipidleri yakıyor, beyaz yağlar ise tersine bunları depolamaya çalışıyor. Zaten o nedenle de “kötü yağ” hücreleri olarak adlandırılıyor.

Görüntüleme tekniklerinin ilerlemesi sayesinde kahverengi yağlar nerede ve ne miktarda yer alıyor öğrenmek de mümkün oldu, ki bu çok iyi bir haber. PET Scan ile vücut taramaları yapılırken kahverengi yağ kitlelerinin yangı alanı olarak tanımlanmaması, bu bölgelerde madde tutulumu olmaması bu keşfe yol açtı.

Metabolizmamızı ateşleyen kahverengi yağlarımızı korumak hatta mümkünse daha da artırmak mümkün mü? İşte kilo sorununa çözüm arayan bilim adamlarının kafa patlattıkları temel konulardan biri de bu.

Uzun süre soğuk ortamda yaşayanların kahverengi yağ kitlesi daha fazla. Fareler üzerinde deney yapan bir grup araştırmacı, soğuk ortamda yaşamanın kahverengi yağ hücre sayısını artırdığını kanıtladı. Tabii şimdilik yalnızca fareler üzerinde. Ama insanlarda da benzer etki yapıyor olma olasılığı yüksek. Çünkü kontrol gruplu bir çalışmada soğuk ortamda bir süre yaşadıktan sonra deneklerin hem kahverengi yağ oranları yükselmiş hem de daha fazla kalori yakabilen daha yüksek bir metabolizma hızına ulaşmışlar.

Araştırmacıların merak ettiği konu, kahverengi yağların hangi mekanizma ile yağ yakımını artırdıkları ve bunu neyin başlattığı. Mevsimler mi? Sıcak veya soğuk mu? Ortam değişikliği mi? Gün ışığı mı?


SONUÇ

Kahverengi yağların metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ yakıcı özellikleri hakkında daha ayrıntılı bilgiler gelecekte kilo yönetimi ile ilgili yöntemlere büyük destek olacak gözüyle bakılıyor.

Ayrıca metabolik sağlık sorunlarının en başta gelenlerinden insülin direnci, hiperinsülinemi ve diyabet ile ilgili tedavi planlarına da katkısı olacağı bekleniyor.

Zayıflamak, fazla yağlarından (beyaz yani “kötü yağ” larından) kurtulmak, sağlıklı bir kiloyu yönetmek öncelikle dengeli ve nitelikli beslenme ve düzenli fiziksel aktivite yapma ile sağlanabiliyor. Ancak vücudumuzun sahip olduğu değerleri bilip bunların kapasitesini artırmaya çalışmak da çok önemli bir yönelimdir.

KESİP SAKLAYIN

Belleğinizi güçlendirecek beslenme planı

Beslenme alışkanlıklarınızla daha sağlam, daha güçlü ve daha yoğun bir belleğe sahip olmanız doğrudan ilişkilidir. Dengeli ve nitelikli beslenerek, size uygun besin desteklerini alarak belleğinizi daha sağlıklı ve dayanıklı tutabilirsiniz.

* Antioksidan besinleri bol bol tüketin! Her gün en az 5 porsiyon sebze ve meyve yiyin!

  • Kuru siyah erik
  • Kırmızıbiber
  • Bal kabağı
  • Kuru siyah üzüm
  • Ispanak
  • Kızılcık
  • Böğürtlen
  • Portakal
  • Domates
  • Çilek
  • Ahududu
  • Kivi
  • Pancar
  • Soğan
  • Sarımsak

* Kan şekerini hızla ve aşırı derecede yükselten besinlerden uzak durun!

  • Haşlanmış patates
  • Haşlanmış mısır
  • Kızarmış patates
  • Tahıl gevrekleri
  • Bal
  • Dondurma
  • Beyaz ekmek
  • Pirinç

* Düzenli kahvaltı yapın.

* Sirke, limon suyu ve baharat kullanın.

* İşlenmiş besinlerden uzak durun.

* Omega-3 ihtiva eden besinleri daha çok tüketin.

  • Balık
  • Avokado
  • Semizotu
  • Ceviz
  • Keten tohumu

* Daha az yağ tüketin. Doymuş yağ kullanımınızı azaltın (tereyağı, margarin). Zeytinyağını tercih edin.

* Toplam günlük kalori tüketiminizi azaltın.

* Stres altında iken yemek yemeyin.

* Gece yemek yemekten kaçının.

* Bol bol su için.

* Omega-6 içeren besinleri azaltın.

  • Peynir
  • Dondurma
  • Mayonez
  • Cipsler
  • Kırmızı et
  • Ayçiçeği yağı
  • Mısır patlamışı
  • Kızartmalar

* Yumurta beyazını (haşlanmış yumurtanın beyazı, sadece beyaz kısım kullanılarak hazırlanmış omlet) bol tüketin.

Kaynak:

 

Benzer Yazılar

Yorum Yapın